Güney Tacı (Corona Australis) takımyıldızı, kozmik karanlığın derinliklerinde hem gencecik bebek yıldızları hem de evrenin en kadim sakinlerini bir araya getiren göz kamaştırıcı bir gökyüzü sahnesi sunuyor. Görüntünün sol tarafında uzanan Güney Tacı Bulutu, yansıma ve salma bulutsularının (nebula) adeta bir ressamın fırçasından çıkmış büyüleyici bir kolajını gözler önüne seriyor. Dünyamıza sadece 430 ışık yılı uzaklıkta yer alan bu moleküler bulut, gezegenimize en yakın yıldız fabrikalarından biri. Bulutun iç kısımları, -260 Santigrat dereceye varan dondurucu soğukluğuyla, gaz ve tozun kendi kütleçekimi altında çökerek yepyeni "ön yıldızları" (protostar) doğurması için mükemmel bir zemin hazırlıyor. Henüz kozmik gözlerini yeni açmış bu bebek yıldızların ışığı, etraflarındaki toz bulutlarından yansıyarak bölgeyi büyüleyici mavi tonlara boyuyor. Bu kozmik hareketliliğin merkezinde, R Coronae Australis çift yıldız sisteminin muhteşem dansı yer alıyor. Bu dans, NGC 6729 bulutsusunun gaz ve tozunu adeta hırpalayarak şekillendiriyor. Çiftin daha genç olan üyesi, çevreye saçtığı güçlü morötesi (ultraviyole) ışıkla yakındaki gazı iyonlaştırıyor ve onun gizemli bir ışıkla parıldamasına neden oluyor. Görüntünün sağ üst köşesinde, adeta karanlık gökyüzünden sarkan görkemli bir avizeyi andıran küresel yıldız kümesi NGC 6723, yani "Avize Kümesi" yer alıyor. Her ne kadar komşusu olan bebek yıldız oluşum bölgesiyle dip dibeymiş gibi görünse de, bu sadece bir perspektif yanılsamasından ibaret. Gerçekte bu antik avize, kozmik komşusundan on binlerce ışık yılı daha uzakta, derin uzayın karanlığında asılı duruyor. NGC 6723, geçmişinde birkaç kez yıldız oluşum dalgası yaşamış ve görece daha genç yıldızlara da ev sahipliği yapmış olsa da, bu göksel avizeyi süsleyen asıl taşlar, neredeyse evrenin kendisi kadar yaşlı olan antik yıldızlardan oluşuyor. Bu nefes kesici manzara, evrenin gençliğini ve yaşlılığını tek bir karede buluşturan eşsiz bir kozmik kontrast sunuyor.