İnsanlık tarihi boyunca filozoflar, şairler ve nihayetinde bilim insanları zamanın gerçek mi yoksa zihnimizin yarattığı kullanışlı bir illüzyon mu olduğunu tartıştılar. Elbette bu tartışma, zamanın kendisinden bile eski hissedilir. Neden geçmişe geri dönemiyoruz da geleceğe doğru durmaksızın sürükleniyoruz? Fizik dünyasında 'zamanın oku' (arrow of time) olarak bilinen bu tek yönlü akış, termodinamikten kozmolojiye kadar modern bilimin en temel açmazlarından biridir. Evrenin başlangıcındaki muazzam düzen halinden günümüzdeki düzensizliğe, yani entropinin kaçınılmaz artışına uzanan bu süreç, doğanın en acımasız ve aynı zamanda en büyüleyici yasalarından biridir.
İşte tam da bu noktada, Surrey Üniversitesi'nden tanınmış teorik fizikçi ve bilim iletişimcisi Prof. Jim Al-Khalili devreye giriyor. Kaleme aldığı 'On Time: The Physics That Makes the Universe Tick' adlı yepyeni kitabında Al-Khalili, zamanın fiziksel temellerini atom altı dünyadan galaksilerin enginliğine kadar mercek altına alıyor. Al-Khalili, zamanın sadece saatlerin tik taklarından ibaret olmadığını, aksine uzay-zaman dokusunun dinamik ve bizzat evrenin kumaşına işlenmiş temel bir boyut olduğunu savunuyor. Yazar, okuyucuları Einstein'ın izafiyet teorisinden Kuantum mekaniğinin bulanık sularına kadar uzanan zihin bükücü bir yolculuğa çıkararak, zaman algımızı kökten sarsmayı hedefliyor.
Klasik fizik denklemlerinin neredeyse tamamı zamanın simetrik olduğunu, yani denklemlerde zamanı ileri veya geri sarmanın matematiksel olarak hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini söyler. Öyleyse günlük hayatta ve evrenin genelinde neden her şey sadece ileriye doğru akar? Bu çelişkinin arkasındaki anahtar kelime 'entropi'dir. Evren, Büyük Patlama anında inanılmaz derecede düşük bir entropiye (düzenli bir duruma) sahipti ve o günden beri kaçınılmaz olarak maksimum düzensizliğe doğru genişliyor ve evriliyor. Al-Khalili, kitabında termodinamiğin ikinci yasasının bu kozmik tek yönlü biletin arkasındaki asıl suçlu olduğunu, zamanın akış yönünün aslında evrenin termodinamik tarihiyle doğrudan mühürlendiğini ustalıkla açıklıyor.
UzayVe platformu olarak yakından takip ettiğimiz bu tür çığır açıcı teorik çalışmalar, evreni anlamak adına attığımız adımların ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösteriyor. Zamanın doğasını tam olarak çözebilmek, sadece felsefi bir tatmin sağlamakla kalmayacak; aynı zamanda kütleçekim teorisi ile kuantum mekaniğini birleştirmeyi amaçlayan kutsal kase niteliğindeki 'Her Şeyin Teorisi'ne ulaşmamızda da kilit rol oynayabilir. Jim Al-Khalili'nin bu eseri, sıradan bir popüler bilim kitabından öte, insanlığın evrendeki yerini ve varoluşun en temel sınırlarını yeniden tanımlayan felsefi ve bilimsel bir manifesto niteliği taşıyor.