İnsanlığın alçak Dünya yörüngesindeki en büyük ortak laboratuvarı olan Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS), yörüngedeki operasyonel ömrü boyunca mühendislik harikası pek çok göreve ev sahipliği yapmıştır. Bu görevlerin en riskli ve teknik uzmanlık gerektirenlerinden biri olan uzay yürüyüşleri, resmi adıyla EVA (Extravehicular Activity), astronotların uzay boşluğunda doğrudan çalışmasına imkan tanır. NASA'nın duyurduğu yaklaşan 100 ve 101 numaralı ABD uzay yürüyüşleri, programın tarihi bir eşiğe ulaştığını simgelemekte ve istasyonun altyapısının geleceğe hazırlanmasında kilit rol oynamaktadır.
Uzay yürüyüşleri sırasında astronotlar, Dünya'nın sert termal dalgalanmalarına, mikrometeoroid tehditlerine ve radyasyon ortamına karşı tamamen uzay giysisi (EMU - Extravehicular Mobility Unit) sistemlerine bağımlıdır. 100 ve 101 numaralı görevlerde, istasyonun elektrik enerjisi sürekliliğini sağlayan fotovoltaik güç kanallarının modernizasyonu, bakım çalışmaları ve yeni nesil bilimsel deney platformlarının montajı gibi kritik mühendislik operasyonları gerçekleştirilecektir. Bu süreçler, yerdeki kontrol merkezleri ile yörüngedeki mürettebatın kusursuz bir koordinasyon içinde çalışmasını zorunlu kılmaktadır.
Düzenlenecek olan basın konferansında, NASA yöneticileri ve görev mimarları, bu yürüyüşlerin zaman çizelgesini, istasyonun güncel durumunu ve astronotların üstleneceği spesifik görevleri kamuoyuyla paylaşacak. Uzay yürüyüşleri, havatsız ortamda alet kullanımı, tork (dönme momenti) uygulama zorlukları ve kütle ile eylemsizlik yasalarının Dünya'dakinden farklı işleyişi nedeniyle son derece yorucu ve titizlik gerektiren süreçlerdir. Her bir EVA, astronotların biyometrik verilerinin ve giysi performanslarının mühendisler tarafından anlık olarak takip edildiği yüksek teknolojili bir süreç olarak öne çıkar.
Bu tür operasyonlar, yalnızca mevcut istasyonun ömrünü uzatmakla kalmaz, aynı zamanda gelecekteki ticari uzay istasyonları ve Ay yörüngesindeki Gateway projesi gibi uluslararası projeler için de paha biçilmez bir operasyonel veri tabanı oluşturur. Uzay ajansları, yüzü aşkın uzay yürüyüşünden elde edilen tecrübe sayesinde uzay giysisi arızalarını önceden öngörebilmekte, acil durum protokollerini geliştirmekte ve astronot güvenliğini en üst düzeye çıkarmaktadır. Yaklaşan bu iki tarihi yürüyüş, insanlığın uzaydaki kalıcılığını ve mühendislik kabiliyetlerini kanıtlayan yeni bir zafer niteliği taşımaktadır.








