Çoklu Evren Nedir? Kozmik Bir Olasılıklar Denizi
İnsanlık tarihi boyunca ufkumuz sürekli olarak genişledi. Önce Dünya'nın evrenin merkezi olmadığını, Güneş'in etrafında döndüğünü öğrendik. Sonra Güneşimizin, Samanyolu Galaksisi'ndeki milyarlarca sıradan yıldızdan sadece biri olduğunu fark ettik. Ardından 1920'lerde Samanyolu'nun da yalnız olmadığını, gözlemlenebilir evrende trilyonlarca galaksi bulunduğunu keşfettik. Peki ya ufuk çizgimizi bir adım daha ileri taşırsak? Ya içinde yaşadığımız bu devasa, 13.8 milyar yıllık evren de tek başına değilse? Modern fiziğin en sınır uçlarında dolaşan Çoklu Evren (Multiverse) Teorisi, "Evrenimiz, var olan her şey midir?" sorusuna sarsıcı bir cevap veriyor: Hayır, sadece uçsuz bucaksız bir okyanustaki küçük bir köpük olabiliriz.
Çoklu evren fikri, bilim kurgu yazarlarının uydurduğu fantastik bir senaryo değildir. Aksine, bugün fiziğin en kabul gören teorilerinin (Kozmik Şişme, Kuantum Mekaniği ve Sicim Teorisi) matematiksel denklemlerini sonuna kadar çalıştırdığımızda, kaçınılmaz bir yan ürün olarak karşımıza çıkan matematiksel bir zorunluluktur. Astrofizikçiler çoklu evrenleri genellikle üç ana kategoriye ayırırlar:
- Baloncuk (Enflasyonist) Çoklu Evrenler
Büyük Patlama'dan hemen sonra, saniyenin çok küçük bir kesitinde evren inanılmaz bir hızla genişledi. Buna "Kozmik Şişme" diyoruz. Ancak fizikçi Alan Guth'un kuramına göre, bu şişme süreci uzayın her yerinde aynı anda durmamış olabilir. Şişmenin durduğu bölgelerde enerji maddeye dönüşerek bizimki gibi "baloncuk evrenler" oluşturur. Ancak aradaki uzay genişlemeye devam eder. Bu "Sonsuz Şişme" modeli doğruysa, şu anda bile kozmik okyanusun farklı köşelerinde tıpkı kaynayan bir sudaki baloncuklar gibi durmaksızın yeni evrenler doğuyor demektir. Üstelik bu baloncukların bazılarında fizik kuralları, ışık hızı veya elektronun kütlesi bizimkinden tamamen farklı olabilir.
- Kuantum Çoklu Evreni (Birçok Dünyalar Yorumu)
Bu senaryo ise Kuantum Mekaniği'nin tuhaflıklarından doğar. Kuantum dünyasında bir parçacık aynı anda birden fazla durumda olabilir. Ancak biz onu gözlemlediğimizde tek bir duruma çöker (meşhur Schrödinger'in Kedisi paradoksu). Hugh Everett'in 1957'de ortaya attığı "Birçok Dünyalar" yorumuna göre; evren aslında bir seçim yapmaz, her iki ihtimali de gerçekleştirir! Ancak her bir ihtimal için evren ikiye bölünür. Yani hayatta verdiğiniz her bir karar, yazı-tura attığınız her an, gerçeklik dallanıp budaklanır ve sizin farklı bir versiyonunuzun o diğer seçeneği yaşadığı yepyeni bir paralel evren yaratılır.
- Sicim Teorisi ve Paralel Zarlar (Branes)
Bir önceki konumuzda Sicim Teorisi'nin 11 boyuta ihtiyaç duyduğundan bahsetmiştik. Bu kurama göre evrenimiz, daha yüksek boyutlu bir "hiper-uzayda" süzülen 3 boyutlu devasa bir zardır (membrane/brane). Tıpkı bir somun ekmeğin dilimleri gibi, bizim evrenimizin hemen milimetrelerce uzağında (ancak bizim algılayamadığımız ekstra boyutlarda) süzülen başka zar evrenler olabilir. Hatta bazen bu zar evrenler birbirine çarpabilir ve bu devasa çarpışmalar yeni Büyük Patlamaları tetikleyebilir.
Ancak matematiğin bizi ısrarla yönlendirdiği bu tablo doğruysa, evrenimiz, hayal bile edemeyeceğimiz kadar devasa ve karmaşık bir kozmik ormanın sadece tek bir yaprağından ibarettir.
Sonuç: Çoklu Evren Teorisi henüz gözlemlenebilir veya test edilebilir değildir, bu yüzden bazı bilim insanları tarafından fizik değil felsefe olarak görülür. Ancak matematiğin bizi ısrarla yönlendirdiği bu tablo doğruysa, evrenimiz, hayal bile edemeyeceğimiz kadar devasa ve karmaşık bir kozmik ormanın sadece tek bir yaprağından ibarettir.