Çöküş Anı: Bir Kara Deliğin İlk Nefesi
Bu dev yıldızların merkezindeki yakıt (hidrojen, helyum, karbon ve en sonunda silikon) bütünüyle demire dönüştüğünde, o kaçınılmaz an gelir. Çekirdek artık enerji üretemez ve yıldızın o akıl almaz dış kütlesini taşıyacak dışa doğru bir basınç kalmaz. Saniyenin sadece onda biri gibi bir sürede, Güneş sistemimizden bile büyük olan o devasa yıldızın tamamı, kendi merkezine doğru serbest düşüşe geçer.
Sıradan bir süpernovada bu çöküş, merkezde bir "nötron yıldızı" bırakıp dış katmanları uzaya geri yansıtır. Ancak hipernovada kütle o kadar fazladır ki, çöken madde hiçbir fiziksel sınır tanımaz. Madde sıkışır, sıkışır ve uzay-zaman dokusunu yırtarak dipsiz bir kuyuya, yani yepyeni bir Kara Deliğe dönüşür.
Yıkımın İçindeki Yaratılış
Yeni doğan bu kara delik o kadar açtır ki, yıldızın kendi üzerine çöken dış katmanlarını saniyeler içinde vahşice yutmaya başlar. Ancak her şeyi aynı anda yutamaz. Kara deliğin etrafında ışık hızına yakın bir hızda dönen aşırı sıcak bir materyal diski oluşur. Bu şiddetli dönüş ve manyetik alanlar, maddenin bir kısmını yutulmaktan son anda kurtararak (2. gün konumuzda işlediğimiz gibi) kutuplardan evrene iki devasa Gama Işını Patlaması (GRB) namlusu olarak ateşler. Geriye kalan devasa yıldız enkazı ise, Güneş'in tüm ömrü boyunca yayacağı enerjiden yüzlerce kat fazlasını birkaç hafta içinde yayarak uzaya saçılır.
Bir hipernovanın patlama hızı saniyede on binlerce kilometreyi bulur. Uzaya saçılan bu devasa şok dalgası, önüne çıkan gaz ve toz bulutlarını sıkıştırarak yepyeni yıldızların ve belki de gelecekteki Güneş sistemlerinin doğumunu tetikler.
Yani hipernovalar evrenin sadece en acımasız yıkım silahları değil, aynı zamanda yeni dünyaların mimarlarıdır.