Çünkü kuantum fiziğinin en kutsal ve sarsılmaz kuralı şudur: "Bilgi asla vardan yok, yoktan var edilemez." Bir şeyin şekli veya formu değişebilir ama onu var eden temel kuantum bilgisi (parçacıkların konumları, spinleri vb.) evrenin hafızasından asla silinemez.
Ansiklopediyi Yakmak ve Kuantumun Hafızası
Elinize kalın bir ansiklopedi alın ve onu şöminede yakıp kül edin. Klasik bir bakış açısıyla, o kitabın içindeki tüm kelimeler ve bilgiler yok olmuş gibi görünür. Ancak kuantum fiziği size çok farklı bir şey söyler: Eğer elinizde tanrısal güçte bir süper bilgisayar olsaydı; o şömineden çıkan dumanın yönünü, küllerin atomik dizilimini ve yayılan ısı dalgalarını en ince ayrıntısına kadar ölçüp zamanı geriye doğru hesaplayarak, o ansiklopedinin her bir kelimesini yeniden birleştirebilirdiniz. Çünkü kuantum fiziğinin en kutsal ve sarsılmaz kuralı şudur: "Bilgi asla vardan yok, yoktan var edilemez." Bir şeyin şekli veya formu değişebilir ama onu var eden temel kuantum bilgisi (parçacıkların konumları, spinleri vb.) evrenin hafızasından asla silinemez.
Ta ki, o ansiklopediyi bir kara deliğin içine atana kadar...
Hawking'in Fiziği Çökerten Keşfi: Paradoksun Doğuşu
1970'lere kadar fizikçiler için bir sorun yoktu. Kara deliklerin içine düşen her şeyi sonsuza dek hapsettiği, hiçbir şeyin (ışığın bile) dışarı çıkamadığı düşünülüyordu. Eğer bir kara delik sonsuza kadar orada kalacaksa, içine düşen o ansiklopedinin bilgisi de kara deliğin içinde güvende demekti. Kuantum yasaları çiğnenmiyordu.
Ancak 1974 yılında dahi fizikçi Stephen Hawking, astrofizik dünyasında deprem yaratan o devrimsel denklemini yayınladı: Kara delikler aslında tamamen siyah ve ölümsüz değildir. Olay Ufku'nun sınırındaki tuhaf kuantum dalgalanmaları nedeniyle uzay boşluğuna çok zayıf bir radyasyon yayarlar (Bugün buna Hawking Işıması diyoruz). Daha da korkuncu, radyasyon yaydıkça kütle ve enerji kaybederler, yavaşça küçülürler ve en nihayetinde tamamen "buharlaşarak" yok olurlar!
İşte bilimin en büyük kabusu olan "Kara Delik Bilgi Paradoksu" tam burada doğar: Eğer o ansiklopediyi yutan kara delik trilyonlarca yıl sonra buharlaşıp tamamen yok oluyorsa, içindeki bilgiye ne oldu?
Hawking'in hesaplamalarına göre, kara delikten sızan o radyasyon tamamen rastgeledir; bir radyonun iki kanal arasındaki anlamsız cızırtısı gibidir. Yani içine ne düşerse düşsün (ister bir ansiklopedi, ister bir gezegen, ister kocaman bir yıldız), dışarıya sadece ne olduğu anlaşılamayan rastgele ısı dumanı çıkar. Kara delik yok olduğunda, geriye sadece anlamsız bir termal bulut kalır. Ansiklopediyi yeniden yaratmanıza yarayacak o değerli kuantum bilgisi evrenden sonsuza dek "silinmiş" gibi görünmektedir.
İki Dev Teori Savaş Meydanında: Çöküşün Eşiğinde Fizik
Bu durum fizikçileri kelimenin tam anlamıyla dehşete düşürdü. Çünkü iki seçenek vardı:
Hawking haklıysa ve bilgi gerçekten yok oluyorsa, Kuantum Mekaniği'nin temelleri çökerdi. Geçmiş ve gelecek arasındaki sebep-sonuç bağı kopar, evrenin temel fiziği anlamsızlaşırdı.
Eğer Kuantum Mekaniği haklıysa ve bilgi bir şekilde radyasyonla geri dönüyorsa, bu sefer de Albert Einstein'ın Genel Görelilik kuramı ve Olay Ufku'nun kusursuz pürüzsüz yapısı çökmek zorundaydı.
Stanford Üniversitesi'nden fizikçi Leonard Susskind, sırf evrenin temellerini korumak için Hawking ile yıllarca sürecek meşhur "Kara Delik Savaşı"na (The Black Hole War) girdi. Dün (9. Paket) konuştuğumuz "Holografik İlke", Susskind'in bu paradoksu çözmek için bulduğu bir silahtı. Buna göre ansiklopedi kara deliğe düştüğünde, bilgisi aslında içeri girmiyor; kara deliğin 2 boyutlu dış yüzeyine (Olay Ufkuna) bir hologram gibi şifreleniyor ve kara delik buharlaşırken bu bilgi o radyasyona ince ince kazınarak evrene geri dönüyordu.
Sonuç: Gerçekliğin Temel Kodunu Çözmek
Bugün Kara Delik Bilgi Paradoksu, 21. yüzyıl fiziğinin en büyük savaş alanıdır. Kütleçekim ile Kuantum Mekaniği'nin uzlaştırılamaz doğasını en acımasız haliyle yüzümüze vuran bu gizem çözüldüğünde, sadece kara delikleri değil, gerçekliğin bizzat ne olduğunu da anlamış olacağız.