Avcılarla Dolu Bir Orman: Hayatta Kalmanın İlk Kuralı Sessizliktir
Bu teoriye göre evren bozulmamış bir ormandır ve var olan her zeki medeniyet, bu ormanda sessizce dolaşan, elinde dolu bir tüfek tutan hayalet bir avcıdır. Avcı, ağaçların (yıldızların) arasında nefes bile almadan, çıt çıkarmadan yürümek zorundadır; çünkü ormanda onun gibi sessizce dolaşan başka avcılar da vardır. Eğer bu avcı ormanın derinliklerinde bir ses duyar veya bir ateş ışığı (başka bir medeniyet) görürse, yapabileceği tek bir mantıklı hamle vardır: Ateş etmek ve onu yok etmek. Neden mi? Neden iletişim kurup dost olmayı denemiyorlar?
Bunun arkasında Oyun Teorisi'nin iki acımasız ve sarsılmaz kuralı yatar:
Şüphe Zinciri (Chain of Suspicion)
Uzay devasadır ve ışık hızı bir engeldir. İki medeniyet arasında iletişim kurmak yıllar, hatta yüzyıllar alabilir. Karşınızdakinin niyetini anında bilemezsiniz. Diğer medeniyet dost canlısı olabilir. Ancak onların sizin dost canlısı olduğunuza inandığından emin olamazsınız. Daha da kötüsü, onların sizin dost canlısı olduğunuza inandıklarına sizin inandığınızdan onlar emin olamaz. Bu şüphe zinciri sonsuza kadar uzar. Hayatta kalmanın ilk kuralı risk almamaktır. Bilinmeyene güvenemezsiniz; bu yüzden ilk gören, ilk yok eden olmalıdır.
Teknolojik Patlama (Technological Explosion)
Evrensel ölçekte zaman çok farklı akar. Bugün keşfettiğiniz ve size kıyasla "ilkel" olan (örneğin sadece radyo dalgaları kullanabilen) bir medeniyete acıyıp onları yok etmediğinizi varsayalım. Evrenin zaman çizelgesinde sadece birkaç yüzyıl içinde o ilkel medeniyet devasa bir teknolojik sıçrama yaşayabilir ve aniden sizden çok daha güçlü bir hale gelerek sizi yok edebilir. Evrendeki kaynaklar (enerji ve madde) sınırlı olduğu için, her medeniyet diğerini potansiyel bir rakip ve gelecekteki bir tehdit olarak görür.
Kozmik Bir İntihar Mı Yapıyoruz?
Karanlık Orman Hipotezi doğruysa, gece gökyüzünün sessiz olması evrenin boş olmasından değil, tıka basa dolu olmasından kaynaklanmaktadır! Ancak hayatta kalmayı başarmış tüm zeki medeniyetler o kadar korkmuş durumdadır ki, hepsi radyolarını kapatmış, ışıklarını söndürmüş ve ormanın karanlığında görünmez birer hayalet gibi saklanmaktadır. Ses çıkaran herkes anında avlanmış ve yok edilmiştir.
Bu tabloyu bizim için korkunç kılan şey ise insanlığın tavrıdır. Bizler on yıllardır devasa radyo teleskoplarla (Arecibo mesajı gibi) uzayın derinliklerine barış mesajları, gezegenimizin koordinatlarını ve müziklerimizi gönderiyoruz. Karanlık Orman mantığına göre insanlık; zifiri karanlık, kurtlarla ve tetikte bekleyen keskin nişancılarla dolu bir ormanın tam ortasında büyük bir şenlik ateşi yakıp, "Biz buradayız, gelin bizimle tanışın!" diye bağıran o saf ve dikkatsiz çocuktur. Merhum fizikçi Stephen Hawking de tam bu yüzden bizi defalarca uyarmış ve "Uzaylılara mesaj göndermek yapabileceğimiz en tehlikeli şeydir, eğer bizi duyarlarsa sonumuz Kristof Kolomb ile karşılaşan yerliler gibi olabilir" demiştir.
Belki de evrende hayatta kalmanın tek yolu, karanlığa saygı duymak ve sessiz kalmaktır.