Kontrolden Çıkan Sera Etkisi (Runaway Greenhouse Effect)
Cevap, iklim biliminin en uç ve en korkutucu senaryosunda gizlidir. Milyarlarca yıl önce Güneş daha sönükken, Venüs muhtemelen Dünya'ya çok benziyordu; sıvı okyanusları ve ılıman bir iklimi vardı. Ancak Güneş yaşlandıkça yavaş yavaş ısınmaya ve daha fazla enerji yaymaya başladı. Venüs Güneş'e bizden daha yakın olduğu için, bu fazladan ısıyı tolere edemedi.
Okyanuslar ısındıkça sular buharlaşıp atmosfere karıştı. Su buharı, çok güçlü bir sera gazıdır. Atmosferdeki su buharı arttıkça gezegen daha fazla ısı tuttu, ısı arttıkça okyanuslar daha da hızlı buharlaştı. Bu kusursuz bir "kısır döngü" yarattı. Okyanuslar tamamen kaynayıp yok olduğunda, Venüs'ün kabuğundaki kayalarda hapsolmuş devasa miktardaki karbon (karbondioksit olarak) serbest kalarak atmosfere doldu.
Geri Dönüşü Olmayan Nokta
Bugün Venüs'ün atmosferinin %96'sı karbondioksitten oluşur. Gezegene giren güneş ışığı yüzeye çarpar ancak bu devasa karbondioksit battaniyesi yüzünden uzaya geri dönemez, içeride hapsolur. Isı girdikçe artar, arttıkça içeride sıkışır. Venüs, tabiri caizse kapağı sımsıkı kapatılmış, altındaki ateş hiç sönmeyen devasa bir düdüklü tencereye dönüşmüştür.
Venüs'ün hikayesi sadece uzak bir gezegenin trajedisi değildir; aynı zamanda gezegensel iklimlerin ne kadar kırılgan olabileceğine dair kozmik bir uyarıdır. "Dünya'nın İkizi", sera gazı dengesinin bir kez bozulduğunda işlerin nasıl geri dönülmez bir felakete sürüklenebileceğini bize en acımasız haliyle göstermektedir.